Sesleniş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sesleniş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Ahmet Kocaman: Okuryazar Aydın Olmanın Birincil Koşulu: Özeleştiri

      Dil Derneği'nin aylık yayını Çağdaş Türk Dili dergisinin Yazı Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ahmet Kocaman, derginin Ocak 2015 sayısındaki yazısında çalıştayımıza değinerek okuryazar aydının niteliklerini irdeledi. "Okuryazar Aydın Olmanın Birincil Koşulu: Özeleştiri" başlıklı yazıyı aşağıda yayımlıyoruz.
* * *
      Cumhuriyetin ilk dönemlerine göre ilk, orta ve yükseköğretimde son yıllardaki sayısal artışlar, ne yazık ki nitelik açısından bir artış anlamına gelmiyor. Derneğimizin de içinde bulunduğu birçok aydınlanmacı kuruluşun geçtiğimiz günlerde tartışmaya açtığı okuryazarlığın niteliğinin irdelenmesi bu açıdan önemli. Toplantı sonunda yayımlanan sonuç bildirgesi taslağında bu konuda çok değerli görüşler var: Özgür, eleştirel düşünen, kopyacı olmayan, sanata, insana ve doğaya duyarlı birey ya da kendisinin ve başkalarının ayrımında olan birey türünden belirlemeler ve daha başka görüşler eğitimli insanda bulunması gereken çok önemli özelliklerdir, ancak bunların içinde bizce en önemlisi “eleştirel düşünen” sözcesi ile dile getirilen görüştür.

Semih Koray: "Okuryazarlık", Okuryazarlık mıdır?

      Çalıştayımızın "Devrimciler Oturumu” konuşmacısı, Bilim ve Ütopya Kooperatifi Başkanı Prof. Dr. Semih Koray, 17 Ekim 2014'te Aydınlık gazetesinde yayımlanan köşeyazısında çalıştayımızın adındaki "okuryazarlık" vurgusunu değiştirerek soruyor: "Okuryazarlık", Okuryazarlık mıdır?
      Koray, çalıştaya çağrı yaparak bitirdiği yazısında şöyle diyor:
      "(...) Aslında her toplumsal sistemin bir “okuryazarlık sorunu” vardır. Fark, okuryazarlığa yüklenen içeriktedir. Bir sistemin çarkının döndürülebilmesi için, üretici güçlerin en önemli bileşenini oluşturan çalışan kesimlerin belli bir bilgi ve beceri birikimiyle donatılması gerekir. Öte yandan sistemin sürdürülebilirliği, temelinde yatan toplumsal ilişkilerin yeniden üretilmesine bağlıdır. Bu hedefe, yalnızca zor kullanarak ulaşılamaz. Sisteme ilişkin bir “toplumsal rıza”nın sağlanması ve sisteme olan itirazın marjinalleştirilmesi, bu açıdan yaşamsal bir öneme sahiptir.

Sevgi Özel: Okur ve Yazar Olmak mı, Okuryazar Kimliği Kuşanmak mı?

      Dil Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Sevgi Özel, 17 Ekim 2014'te yapılan çalıştaya gönderdiği "Okur ve Yazar Olmak mı, Okuryazar Kimliği Kuşanmak mı?" başlıklı iletisinde katılımcılara, gençlere seslendi.
* * *
      Değerli Katılımcılar, Sevgili Gençler,
      Ailemi ilgilendiren bir sorun nedeniyle aranızda değilim; uzağınızda da değilim. Öncelikle bu çalıştaya hazırlanırken özveriyi, dayanışmayı, gönüllü birlikteliği somutlaştıran örgütlerimizin öncülerini, onlara yoldaşlık eden gençleri, bilim ve sanat insanlarını en içten duygularla kutlarım.

Aysel Çelikel: Eğitimin İdeolojisi Olur mu?

      Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Aysel Çelikel, okulların açılmasının ardından 23 Eylül 2014'te Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan "Eğitimin İdeolojisi Olur mu?" başlıklı yazısında şöyle diyor:
      "(...) Bir siyasal yönetimin görevlerinin başında, vatandaşlarına temel bir hak olan, eşit ve kaliteli eğitim vermek olduğu bilinen bir gerçek. Çünkü eğitim öğretim, birey olmanın, demokrasinin ve kalkınmanın temeli olarak, toplumun geleceğini şekillendiriyor.
      Demokrasi ile yönetilen bir ülkede eğitimin ilk şartı, öğrencilerin benimsemediği türde eğitim programları uygulayan bir okula gitmek zorunda bırakılmamasıdır. Özellikle bu okul din eğitimi amacıyla kurulmuşsa öğrencilerin böyle bir okula gitmek zorunda olması özgür iradeye, dolayısıyla insan haklarına aykırı bir uygulamadır."

Beşir Göğüş: Yazmaya Doğrudan Yaklaşım

      17 Ağustos 1999'daki depremde yitirdiğimiz Eğitimci-Dilci-Yazar Beşir Göğüş'ün, Dil Derneği'nce yayımlanan "Ardında Kalan Belgeler" adlı kitabındaki "Hollanda'da Uygulanan Bir Yazma Eğitimi Yöntemi ve Örnekleri" başlıklı yazısından bir bölümü aşağıda yayımlıyoruz.
* * *
      Yazma yeteneğinin yeterince gelişmemesi, öğrencide yazmaya isteksizlik ve korku, anadili eğitiminde bizim de başlıca sorunlarımızdandır. Bu nedenle sözkonusu edeceğimiz yöntem ve uygulamanın meslektaşlarımıza yararlı olacağını umarız.
      Yazma eğitiminin iyi bir sonuç vermesi için yazmanın ne olduğunu belirlemek gerekirdi. Nitekim Hollanda'da bu denemeyi yapanlar önce "Yazmak, kalemi kâğıt üzerinde yürütmekten daha ileri bir şeydir," demişler. "Yazmak, bir kimsenin düşündüğünü, yaşadığını, bilgisini, duygusunu anlatmasıdır; anlatmak istediklerini bir sıraya koymasıdır. Yazmak, öğrenmenin de başlıca yardımcısıdır. Yazı, okunmak için yazılır."

Azmi Kişnişci: “Evrensel Okuryazarlık” Tanımı Üzerine Bir Deneme…

      Çalıştayda “Devrimciler Oturumu”nda ÇYDD adına konuşmacılık yapacağım. Hazırlanma sürecimin başında “okuryazarlık” kavramı ile tanışmaya çalışıyorum. Bu bağlamda kısa süren bir araştırma yaparak kavramın evrensel bir tanımı olup olmadığını merak ettim. Bulduklarımı ve çıkarımlarımı sizlerle paylaşmaya çalışacağım.
      Günümüzde okuryazarlığın önemli boyutlarından biri de bilişim okuryazarlığı olsa gerek. Onun en önemli aktörleri de “arama motorları”. Bir iki anahtar sözcük yazılınca bilgisayar ekranında milyonlarca belge birkaç saniye içinde beliriveriyor. E, ben de okuryazarlık kavramı için aynı uygulamayı yaptım. Tabii önünüze ağırlıklı olarak İngilizce belgeler, kaynaklar sıralanıyor. Bu da “yabancı dil okuryazarlığı” kavramını önümüze bir olanak ya da sorun olarak getiriyor.

Mutahhar Aksarı: Yazdıklarından Tanıdım Tonguç'u...

       Köy Enstitülerinin kurucusu, kuramcısı ve uygulayıcısı İsmail Hakkı Tonguç, 54. ölüm yıldönümünde, 28 Haziran 2014'te Köy Enstitüleri ve Çağdaş Eğitim Vakfı'nın düzenlediği "İsmail Hakkı Tonguç'a Saygı" etkinliğiyle anıldı.
      "Tonguç'tan Bize Kalan Işıklı Yol..." başlığıyla gerçekleştirilen açıkoturumda Köy Enstitüleri  ve Çağdaş Eğitim Vakfı Başkan Yardımcısı Mutahhar Aksarı  "Yazdıklarından Tanıdım Tonguç"u başlıklı bir konuşma yaptı. Aksarı'nın konuşmasını aşağıda yayımlıyoruz.
* * *
      Eğitim dünyamıza nice zorlu savaşımlar ve çabalar sonucu kazandırılan Köy Enstitüleri Sisteminin kurucusu, kuramcısı ve uygulayıcısı İsmail Hakkı Tonguç’u ben kitaplardan öğrendim. Mektuplarından tanıdım. Köy Enstitüsü çıkışlı öğretmenlerimden öğrendim.

Okuma Tutkusu: "Eşekli Kütüphaneci"

      "Eşekli Kütüphaneci" olarak tanınan Mustafa Güzelgöz'ün daha 23 yaşındayken, 1943'ün olanaksızlıkları içinde yaptıkları, yapabildikleri bizler için değerli bir öğretidir.
      2005'te yitirdiğimiz Mustafa Güzelgöz'ü saygıyla anıyor; Ürgüp'ün, Kapadokya köylerinin gezgin kütüphanecisinin "ne yapabilirim" diye soranlara esin kaynağı olmasını dilediğimiz yaşamöyküsünden bir kesiti aktarıyoruz.


Mustafa Güzelgöz ve Eşeği
      Yıl 1943.
      Genç Mustafa kütüphaneci olarak Ürgüp Tahsin Ağa Kütüphanesi’ne atanır. Devlet memurluğu o günlerde bulunmaz olanak; çünkü özel kesim falan yok. Bizimki kütüphanede heyecanla okurları bekler; bir

Orhan Velidedeoğlu: "Ulusal Eğitim"

      Orhan Velidedeoğlu, "Ulusal Eğitim" başlıklı yazısında eğitim dizgemizdeki sorunları ortaya koyarak öğretmenlerimize sesleniyor.

ULUSAL EĞİTİM
Adana Tarım  Müdürlüğü’nde  düzenlenen  bir toplantıda konuşan, o günlerin Adana Valisi İlhan Atış, denetlemeye gittiği  okuldaki gözlemlerini anlatıyor  (Cumhuriyet, 28 Mart 2008):
Lise birinci sınıf öğrencilerine,  'Çanakkale Savaşları’nı kim anlatacak' diye sordum; anlatan  çıkmadı.  Aynı soruyu lise son sınıf  öğrencilerine sordum, bilemediler.
'Çanakkale Savaşı  nerede  yapıldı; Kars ile Erzurum arasında mı,  yoksa Kars ile Sarıkamış arasındaki bir yerde mi' diyerek şaşırtıcı sorular sordum. Aralarında tartıştılar, kararlaştırdılar ve Kars ile Erzurum arasında bir yerde yapıldığını söylediler.
Bu yanıtı alınca şoke oldum; çok üzücü ve korkunç  bir şey!..”

Sedat Sever: Edebiyat, Çocuk, Genç

     Danışma kurulu üyemiz, Ankara Üniversitesi Çocuk ve Gençlik Edebiyatı Uygulama ve Araştırma Müdürü Prof. Dr. Sedat Sever'in  Çoluk Çocuk Anne Baba Eğitimci Dergisi’nin 102. sayısında yayımlanan "Edebiyat yapıtları çocukların duyu algılarını eğitir, kavram tasarımı sürecini devindirir…" başlıklı söyleşisini yayımlıyoruz: